23 Eylül 2014 Salı

EKİN'İN DİŞ BUĞDAĞI



Ekin kuzucuğumun ilk dişi 5.5 aylıkken çıktı. Diş çıkarma dönemi ile ilgili etrafımdan hiç iyi şeyler duymamıştım. Duyduğum şeyler Ekin'de olmayınca kızımın ilk dişini çıkardığını bile anlamadım. Çünkü bahsedildiği gibi ne huzursuzluk oldu, ne ateş ne de iştahsızlık. (Sonraki dişlerde diş çıkarma döneminin ne demek olduğunu çok iyi anladık o ayrı tabi 😔😁 ) Bir gün kızım babasının kucağındayken babasının parmağını ağzına sokmuş ve ısırmış, o an eşim seslendi "Ekin'in dişi çıkmış galiba" diye. Koşarak gittim ama kızım maalesef ağzını açmıyordu ben de dolayısıyla anlayamıyordum. Hemen mutfaktan bir çay bardağı aldım ve Ekin'e birşey içiriyor gibi yaptım "çıt çıt" sesi gelince anladıkki benim fındık kızımın dişi çıkıyor :) Bi heyecanlandık tabi :) 

Neyse madem dişi çıktı diş buğdayı yapalım o zaman dedim ( bize parti marti bahanesi olsun, yeter) tabii biz diş buğdayını yapasıya kadar çocuğum dişleri 4ledi :)) (bu yazıyı yazana kadar da 7ledi 😊 tembel ben ) Çünkü hadi anneannesi ve dedesi de olsun, teyzesi de olsun onları bekleyelim derken biz diş buğdayını Ekin'imin 8 aylık olduğu 20.07.2014 tarihinde yapabildik :)😊 

Hem diş buğdayı partisi hem de diş buğdayı yazısı bayaa gecikmeli oldu, idare edeceğiz artık, ben emekleyen bir bebek annesiyim neticede😜 

Gelelim diş buğdayı partimizin fotoğraflarına ve detaylarına:




İkramlıklarla başlayalım 😊 hepsi nefisti anneciğimin ellerine sağlık o olmasa yapamazdım bu partiyi. Şimdi de doğum günü için annemi kafalamaya çalışıyorum, sen olmazsan yapamam ben, doğum gününden önce noolur İstanbul'da ol diyorum :) İkramlıklarımız kısır, yaprak sarması, biber dolması, ıspanaklı börek, börülce salatası, yoğurtlu köz biber, muffin, irmik tatlısı, kurabiye ve limonata idi. Bir de diğer şekerlemelerin olduğu masada ikramlıklarımız vardı onlar ayrı 😊


işte onlar da bu fotoğrafta 


Ve tabii ki diş buğdayı partisinin olmazsa olmazı buğday ve kuruyemişler 

Yeme içme kısmını geçelim sırada süs, püs,meslek kartları, gelen misafirlere verdiğimiz hediyeler ve diş buğdayı pastamız: 









Son fotoğrafta gördüğünüz renkli alan fotoğraf çekim alanımız, yabancıların deyimiyle photo back drop 😊 güzel birşey tavsiye ederim partiler için. İnternette ve pinterestte çok daha değişik örnekleri var. Ben bunu yapmayı uygun buldum, o an bana en kolay bu geldi :) Gecenin 1'inde bile bununla uğraşıyordum daha zor birşey seçsem sabahlıcaktım demekki :) Doğum günü hazırlıklarını son dakikaya bırakmıcam kararlıyım, net :) 

1 hafta içinde karar verilerek yapılan diş buğdayı partisi ancak bu kadar oldu, umarım Ekin kuşum da büyüdüğünde beğenir onun için yapılan bu organizasyonu :) 

1 Ağustos 2014 Cuma

EKİN 8 AYLIK



Ekin artık 2/3 yaşında, 8 aylık oldu (bu yazıyı yazana kadar 10 gün geçti bile 😊) 

Kızımın artık altta 2 üstte 2.5 olmak üzere 4.5 dişi var. Hemen hemen çoğu bebekte olduğu gibi diş çıkarma süreci bizde de biraz sancılı oldu. Sancılıdan kastım ek gıdaya karşı iştahında azalma tam tersi olarak memeye daha da bağlanma, uyku düzeninde bozulmalar, gece uyanmaları, bağırış vs. Bugünler de geçecek.

Ekin artık desteksiz oturuyor, elleri ve ayakları üzerinde yükselip şınav pozisyonu alıyor-sanırım öyle emekleyeceğini düşünüyor- , sürünerek ve dönerek yer değiştiriyor, elleriyle ritim tutuyo gibi mama sandalyesine pat pat vuruyor, anne, annannne, babba kelimelerini söylüyor (ilk olarak anneyi öğrendi heyyoo  😀), bağırıyor,çığlık atıyor, bir de bol bol annesine poz veriyor 😊 Şaka değil ! Fotoğrafları çekile çekile alıştı ne zaman elimde kendine doğru yöneltilmiş telefon görse öylece durup poz veriyor.En çok da ön kameradan çekilen selfie fotoğraflarını seviyor. Çünkü ekranda kendini görmek onu çok mutlu ediyor.

Ekin'in 8 aylık fotoğrafı da işte bu:


Aylık fotoğraf çekiminde konsept konusunda tıkandım sanki, aklıma konsept gelmiyor, yukarıdaki fotoğraftan da belli değil mi?  Neyse bundan sonraki ay da konsept bulamazsan Ekin'i hoopp 9 rakamının yerine oturttum mu olay tamamdır 😊

29 Temmuz 2014 Salı

BAYRAM HEDİYELERİM KOZMOKLİNİKTEN


Bayramdan bir gün önce kapımı kargo çaldı ve bana bir paket teslim etti.
Sevgili Kozmoklinik ekibi içinde daha önce kullanıp çok sevdiğim bio-oil cilt bakım yağı ve burt's bees şampuanın da olduğu çok güzel bir paket göndermiş bana.    

Tam da kendim için bio-oil almayı düşünürken ve Ekin'in burt's bees şampuanı bitmek üzereyken bu hediyelerle karşılaşmak pek mutlu etti beni 😊 
Paketteki batiste kuru şampuanı, renkli dudak nemlendiricisini, pişik kremini ve diğer ürünleri çok merak ediyorum. Kullanınca yorumlarımı yazacağım burada. 
Bayram arefesinde gelip bana bayram hediyesi olan bu güzellikler için teşekkürler Kozmoklinik ekibi 

26 Temmuz 2014 Cumartesi

EKİN 7 AYLIK



Ekin'im, prensesim 20.06.2014 tarihinde 7 aylık oldu. Yine ve yeniden zaman çok hızlı geçiyor dememe gerek var mı 😊          
7 aylık Ekin'in 2 dişi; anne sütüne ek kahvaltı,meyve saati, sebze püresi, yoğurttan oluşan bir beslenme düzeni ve türlü türlü huyları, değişik hareketleri var 😊 
7 aylık Ekin'in en karakteristik özelliği ne diye sorsalar;  ilk söyleyeceğim şey azimli olması, kafasına koyduğunu yapmak istemesi ve birazcık da inatçılığı olurdu. Sanırım bu özellikleri taşımasında akrep burcu olmasının da birazcık katkısı var :) Kızım 20 Kasımda değil de 22 Kasımda doğsa akrep değil de yay olucaktı tıpkı annesi gibi. 
Her ay olduğu gibi 7. ayda da Ekin'in ay dönümü fotoğraflarını çektim. Çekerken zorlandığımı itiraf etmeliyim. Çünkü kızım 
artık bayaa hareketli; sürekli dönmek, birşeylere uzanmak istiyor. Ya da mutlu olduğunda, ben ona "Ekinnn bi bak, bana bak kızım fotoğrafını çekiyorum" dediğimde ayaklarını pat pat yere vuruyor ve dolayısıyla fotoğraflar flu çıkıyor.    
7. ay fotoğraflarımız: 


Fotoğraf çekerken ayaklarını pat pat vurmak dışında elbise giymişse elbisesini kaldırmak gibi bir huyu da var kızımın. Tıpkı yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi.



Yukarıdaki fotoğrafta dikkatinizi çeken nedir? Ekin'in ellerine dikkat ettiniz mi farklı birşey var mı 😊 Söyleyeyim; parmağını ters çevirip emiyor. Bunu nasıl yapıyor/ yapabiliyor anlamış değilim. kendim denedim ve fakat yapmakta oldukça zorlandım. 
Bu ay bir de yüz üstü yatarken kafasını yattığı yere gömüp küsmüş gibi ağlamayı öğrendi. Tam olarak şöyle: 



Balonlara ulaşma çabasına bakın :) 💕 

Bu hallerini o kadar çok seviyorum ki bazen zaman burada biraz dursun istiyorum. 

12 Haziran 2014 Perşembe

UNİ BABY İLE BEBEKLERİN DÜNYASINA DAVET

Bebekle ilgili her konuda olduğu gibi temizlik ve hijyen ürünleri konusunda da insan en doğalını bulup almak ve kullanmak istiyor. Bulup almalı almasına da piyasada o kadar çok ürün var ki ne alacağını bilemiyorsun. Hele bir de ilk defa anne olmuşsan ve acemiysen. 

Ekin ilk banyosunu hastanede yaptı, yenidoğan hemşireleri yıkamıştı kızımı. Kızım yıkanırken benim de izleyebileceğimi söylediklerinden banyo yaptırılırken ben de yanındaydım. Bebek nasıl yıkanır nereden başlanır yıkanmaya vs. gibi bilgileri dinlerken kulağım hemşirede gözüm de kullanılan  şampuanda, yağdaydı, acaba hastanede hangi ürünleri kullanıyorlardı merak ediyordum tabi :)) Uni Baby ürünlerini kullanıyorlardı. 


Benim Uni Baby ürünleri ile tanışmam hastanede olmuştu. Doğumdan önce şampuan, ıslak havlu, bebe yağı gibi birtakım bebek bakım ve hijyen  ürünleri almıştım. Hastanede Uni Baby ürünlerinin kullanıldığını görünce Ekin'in bakım ve hijyen ürünlerine Uni Baby markası eklendi. Hatta öyle ki bebek bezinden sonra en çok kullandığımız ürün olan ıslak havluda Uni Baby dışında birşey kullanmadık diyebilirim. 


Geçen haftalarda e-mailime Uni Baby markasının tanıtım toplantısı olacağına dair bir davet yazısı  gelince ben de katılmak, kullanmadığım bilmediğim ürünleri varsa yakından görmek ve incelemek istedim. Dün de Urza Restaurant'ta yapılan o toplantıya Ekin ile birlikte katıldık. Acaba Ekin huzursuz olur mu çocukla nasıl olur gibi soru işaretlerimle katıldım etkinliğe. İyi ki de katılmışım, çünkü orada bulunan birbirinden tatlı ve ilgili ablaları Ekin'i kucağından düşürmedi, çocuksuz gitmişim gibi hissettim. Hergün bir etkinlik olsa gideceğim o derece rahat ettim :P 


Gelelim etkinliğe; 


Etkinlik açık büfe kahvaltı ile başladı, ardından Eczacıbaşı Hijyen Ürünleri Pazarlama Müdürü Nükhet Mertan’ın konuşması ve  Eczacıbaşı Hijyen Ürünleri Danışman Doktoru Murat Palabıyık’ın ‘Bebek Cildi Hassastır Bakımı Özen İster’ konulu sunumu ile devam etti.


Sunum sonunda Dr. Murat Palabıyık sorularımızı yanıtladı. Aklımıza gelen her soruyu sorduk, Murat Bey de içtenlikle yanıtladı. 


Etkinlik Ekin'in ve benim sosyalleşmem açısından çok iyi oldu. Hem de kullandığım bir marka olan Uni Baby markasının hiç görmediğim ürünlerini görme ve öğrenme fırsatım oldu. Etkinlik sonunda bize hazırladıkları içinde Uni Baby ürünleri bulunan çok cici 2 sepet hediye ettiler. 


Uni Baby ürünleri ile başkaları da tanışsın diye sepetin birini instagram hesabımdan bir kişiye hediye etmekteyim. İnstagram kullanıcı adım : c_piedre  :)) Belki şans size güler, o halde sizi doğruuu instagrama alalım :) 


Etkinlik fotoğraflarımız:


















3 Haziran 2014 Salı

YARIM YAŞ


Ekin artık 6 aylık bir bebek. Koca 6 ay ne ara geçti hiç anlamadım.   

Zaman ne tuhaf, sanki hızlı geçsin istediğinde çok yavaş geçiyor, yavaş geçsin istediğinde ise göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor gibi. Hamileyken -özellikle de son zamanlarında- geçmek bilmiyordu, şimdi ise su gibi...    

6 aya pek çok ilk sığdırdı kızım; ilk uçak yolculuğu, ilk deniz ve kum ile tanışma, ilk diş, ilk defa dönme ve aklıma gelmeyen başka ilkler.       

Yaptığı her yeni şeyi hem bu bloga hem de bir günlüğe kaydetmek istiyorum ama buraya yazı yazdığım aralıklardan da anlaşıldığı üzere pek başarılı olduğum söylenemez :) Hazır fırsat bulmuşken bu postu biraz uzun yazayım, biraz ilklerden bahsedeyim 😊    

Kızım ilk uçak yolculuğunu İstanbul'dan Adana'ya yaptı, annesi gibi.Uçuşumuzdan birkaç hafta önce strese girmeye başlamış, ya çok ağlarsa ve susturamazsam, insanlar cık cık cık diye bizi kınarsa, ya valizlerle ve Ekin'le başa çıkamazsam,  ya uçak rötar yaparsa, ya altını değiştirecek uygun bir yer bulamazsam, ya emziremezsem emzirmeye çalıştığımda biri ters birşey söylerse...gibi 367986 tane ya'lı cümle kurmuştum kafamda :) Hiçbir olumsuz durum gerçekleşmedi ve çok rahat bir uçak yolculuğu geçirdik Ekin ile.Eşim check-in yapılırken ve 2.güvenlik kapısından geçene kadar yanımızdaydı. Dolayısı ile binerken valizle uğraşmak zorunda kalmadım.Elimde taşıdığım bir poşetim vardı, onu da centilmen bir amca  uçağa kadar taşımayı teklif etti, kabul ettim. Bir hanımefendi de bebeği veya sırt çantamı alabileceğini söyledi, buna gerek görmedim. (İnsanlar bebekli olduğunuzu görünce yardımcı olmaya çalışıyor) Neyse uçağa bindiğimizde Ekin biraz açtı ve uykusu vardı. Biraz aç olmasını ben istedim zaten daha önce bebekle uçak yolculuğu yapanlar da öyle tavsiye etmişti. Uçakta emzirirken uyuyakaldı,uyandı emdi-emdi uyudu...Bu şekilde geçti yolculuğun çoğu,inişe 10-15dk  kala uyandı, o sürede de yanımda taşıdığım oyuncakları ile oyaladım ve uçuşu tamamladık.Adana'ya indiğimde karşılamaya babam ve kardeşim gelmişti, orada da valiz taşımayla uğraşmadım. Böylece oldukça rahat bir yolculuk geçirmiş olduk. Haftalar öncesinden stres yapmaya hiç gerek yokmuş :) Bebekle uçak yolculuğu yapacak olanlara uçağa binerken bebeklerinin biraz aç ve uykusuz olmasını sağlamalarını tavsiye ederim.           

İstanbul'da eve gelenleri yabancılayan ve ağlayan Ekin Tarsus'ta ve anneanne evinde hiç kimseyi yabancılamadı, uyumluydu. Annesi de anneanne evinde dinlendi, moral depoladı, mutlu anne mutlu bebek olarak güzel bir 24 gün geçirdiler :)      

İlklere devam edelim.Kızımın ilk uçak yolculuğu gibi ilk dişi de sorunsuzdu. Çok fazla huzursuzluk olmadı, uykuları biraz şaşmıştı, geç uyumaya başlamıştı ama öyle ishal,ateş falan olmadı. Bir gün babasının parmağını ağzına soktuğunda ısırmış o zaman fark ettik dişinin çıktığını. Şimdi 2. dişini çıkarıyor, o biraz zorluyor ilk dişe göre. Umarım sorunsuz ve onu çok üzmeden çıkar dişleri.          

Ekin'in 5 ve 6. ay fotoğraflarıyla yazıma son veriyorum. Umarım bundan sonra daha sık uğrarım buralara 😊.  

 
    

20 Mart 2014 Perşembe

EKİN 4 AYLIK

Yine yazmayalı baya zaman olmuş. 

Ekin'in 3 aylık yazısını yazayım derken 4. ayı da bitirmiş olduk :) Bebek olunca böyle oluyormuş 

Mis kokulu melek kızım ballı lokmam bugün tam 4 aylık oldu. 




4 ay bazen çok kısa bazen çok uzun gibi geliyor. Ama şu bir gerçek ki; bebekler çok çabuk değişiyorlar.Her gün dipdibe olduğumuzdan sanki büyümüyormuş gibi gelse de çektiğim fotoğraflara dönüp baktığımda aslında büyüdüğünü farkedebiliyorum.

Fiziksel değişiklik yanında ruhsal olarak da çok çabuk değişiyorlar. 4 ayda 40 tane huy değiştirdi diyebilirim :) 


1. ayda elini kolunu istemsiz olarak oradan oraya savuran, çoğu zaman kaşlarını çatan, meme emmekte zorlanan gazlı ve gece uykusu olmayan bir Ekin vardı.



2. ayda kucakta göğüste uyumaya bayılan, gaz sancıları günün belli saatlerinde bedenini ziyaret eden, annesinin belini ve kolunu sakat edercesine kucakta dolaşmaya bayılan, annesi dışındaki kişilere de tepkiler vermeye başlayan onları farkeden ve hatta yabancılık çeken Ekin karşıladı bizi.



3. ayında müzik dinlemeye bayılan hatta kendi playlisti olan :) (favori şarkımız ; daha dün annemizin kollarında yaşarken), kendisiyle ilgilenilmesinden hoşlanan, kucakta şarkılar türküler dinleyerek gezdirilmeye bayılan, uyumadığı zamanlarda bebek arabasında durmak istemeyen, sıkılgan, etrafına ilgili, kaslarını kullanmayı öğrenen hatta bu uğurda günlerce kakasını yapmayan, fotoğrafı çekildiğinde bunu anlayarak objektife bakan, bacakları ve kolları tontikleşmeye başlayan bir Ekin vardı.



4. ayında annesiyle ve babasıyla iletişimini geliştirmiş, onlara auvv veuv agg gibi sesler çıkaran, sabah uyanıdığında kendisine günaydın diyen anne babasına gülücükler savuran, uykusu geldiğinde hemen ama hemen uyutulmak isteyen uykuya dalamayınca sinirlenen, acıkınca hemen emzirilmek isteyen kısacası istediği anında olsun isteyen,ellerini yumruk yapıp yutmak istercesine ağzına sokan, şırıl şırıl salyalar akıtan, yine yatmaktan ve sabit durmaktan hoşlanmayan, ani seslere karşı aşırı tepkili olduğundan fön makinesi sesi ile uzun süreli uyuyabilen, etrafını izlemekten özellikle de renkli objeleri incelemekten hoşlanan, koltuk altlarından ayakta tutulurken yürümeye çalışan, yerinde duramayan, ilk defa gördüğü insanları süzen hatta yabancılık çekerek ağlayan, mor koyun oyuncağı ile aşk yaşayan bir bebek Ekin. 



Bunca değişimin içinde değişmeyen ise kabarık tontik yanakları, banyo yapmayı sevmesi, altı açıldığındaki mutluluğu ve tabii ki mis kokusu 💕


15 Ocak 2014 Çarşamba

EKİN DOĞDU




Başlıktan da anlaşılacağı üzere bal kızım Ekin'im doğdu. Hatta neredeyse 2 aylık olacak, bugün 56 günlük oldu ama benim bloga yazmaya ancak fırsatım oldu. 

20.11.2013  günü saat 11:30'da dünyaya gözlerini açtı güzel kızım. Sanki yalnız o doğmadı ben de yeniden doğdum. Hep derlerdi evlat sahibi olmak çok güzel birşey diye evet gerçekten de öyleymiş. 

Doğumu biraz ani oldu daha doğrusu doğacağı güne karar verilmesi ani oldu. 

Hamileliğimin başından beri Kadıköy Acıbadem Hastanesi'ne gittim, 30. haftasından itibaren ise doğum yaptığım Ataşehir Şifa Hastanesi'ne de gitmeye başladım.Esasında Acıbadem Hastanesi'ndeki doktorumdan çok memnundum ama sanki sezeryan doğum taraftarı gibi gelmişti bana.Bir de Acıbadem Hastanesi'nin fiyat politikası hoşuma gitmiyordu. Bu sebeple normal doğum taraftarı doktor arayışına girdim ve aradığım doktoru Ataşehir Şifa Hastanesi'nde buldum. Şifa Hastanesi'nde doğum yapıp memnun kalan arkadaşlarım olduğundan aradığım doktorun da orada olması çok hoşuma gitmişti. 

Hamileliğimde gebelik şekeri çıktığı için şeker yükleme testinden sonraki kısmı yediklerime içtiklerime dikkat ederek diyetisyen kontrolünde diyet yaparak geçti. Gebelik şekeri olduğu için Acıbadem'deki doktorum iri bebek olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyordu hatta ölçümlerde de kilosu fazlaca, gelişimi ilerde çıkıyordu. Normal doğum yapamayacağımı söylüyordu. 37. haftaya geldiğimizde 38. haftada bebeği aldırmamın en sağlıklısı olduğunu, şekere bağlı risklerin yükseldiğini, kendi eşi olsa ona da aynı tavsiyelerde bulunacağını söyledi. Hatta bana "küt diye gider üzülürsün" cümlesini de kullandı. 

Bu söylenenler normal doğum düşünen benim kafamı karıştırmaya yetip artmıştı. Özellikle de "küt diye gider" cümlesi çok vurucu olmuştu. Zaten bebek hareket etmese tedirgin oluyordum, birşey olursa vicdan azabı çekeceğimi çok iyi biliyordum.

Doktor kontrolünden sonra pilates topu üzerinde zıp zıp zıplamalar, hurma yemeler, internette bulduğum doğumu tetikleyen ne varsa yapmaya devam ediyordum. 38. haftada doğum başlasın diye dua edip duruyordum içimden.

Doğumumu gerçekleştiren doktorum ise şekerimin kontrol altında olmasından dolayı risklerin az olduğunu, her doğum şeklinde risk olduğunu, yaptığı muayenede ise normal doğuma çok elverişli olduğumu söylüyordu. 

19.11.2013 tarihinde kontrole gittiğimde doğum başlangıcına dair herhangi bir belirti olup olmadığını sordum. Doktorumun belirti olmadığını ve o hafta içinde de doğumun olma ihtimalinin düşük olduğunu söylemesi üzerine endişelerimden bahsettim. Benim endişeli halimi görünce yarın 9'da gelin bebeği alalım dedi. Birazcık belirti olsa bekleyecektim ama etrafımda 40. haftalarına gelmiş, sonunda da sezeryan olanları görünce aynı şey benim de başıma gelebilir diye düşündüm. E suni sancı da istemiyordum. 

Heyecanlı ve birazcık da korkulu bir şekilde hastaneden ayrıldım. Doğuma 24 saatten az bir zaman kalmıştı nasıl heyecanlanmayayım. O gece birazcık korkuyla karışık heyecanla doğru düzgün uyuyamadım bile. 

Sabah erkenden hastaneye gittik yatış işlemleri yapıldı, odamıza yerleştik. Bir taraftan oda süsleniyor, ikramlıklar yerleştiriliyor ben de fotoğrafçıyla iletişim kuruyordum. 

Fotoğrafçı gelene kadar içeriye hastabakıcı ve hemşireler geldi, doğum için hazırlanacağımı söylediler. Daha fotoğraf çekileceğim ben ama ama derken doktorumla konuşup biraz daha vaktim olduğunu söylediler. O sırada fotoğrafçı geldi, eşim, annem ve kardeşlerimle son hamilelik fotoğraflarımı çekti ve beni hazırlayarak ameliyathaneye götürdüler. 

Günün sürprizi eşimden geldi. Normalde doğuma girme taraftarı değildi, doğuma kardeşim girecekti. Eşim son anda karar değiştirerek doğuma girmek istediğini belirtince kardeşimin yerine eşim girdi doğuma. Yaa ikisi de girse olmaz mı diye şirinlik yapsam da nafile :) Sadece fotoğrafçı ve eşimi aldılar doğuma. 

Çok duygusal bir insan olduğumdan ağlayacağımı biliyordum ama hadi ameliyathaneye gidiyoruz der denmez ağlamaya başlayacağımı düşünmemiştim.Neyse ki yanımda eşim de olacaktı yoksa sanırım hönküre hönküre ağlardım. 

Ameliyathanedeki anlar çok çok kısa geldi bana.Sanki herşey bir dakikada olup bitti. Sadece bebek doğdu dediklerinde onun ağlama sesini duyana kadar geçen süre uzun geldi o kadar. Ağlama sesini duyunca rahatladım ve bebeğimi yanağıma değdirdikleri an  gözyaşlarıma hakim olamadım. Bu gözyaşları hem  mutluluk gözyaşlarıydı hem de riskli geçen hamilelik sürecinden sonra bebeğimi sağlıkla kucağıma aldığım için Allah'a şükür gözyaşlarıydı. 

Sonra bebeğimi kontrolleri yapılmak ve hazırlanmak üzere yanımdan aldılar. Ardından eşim de ameliyathaneden çıktı ve benim dikiş işlemlerime devam edildi. Odaya gitmek için sabırsızlanıyordum. 

Ameliyathaneden çıkarken ağzım kulaklarımda gülüyordum  sanki dünyadan kopmuştum, acaba kafam mı güzeldi :) 

Koridorda annemi görünce yine gözyaşlarım süzülmeye başladı. Annem ağlıyor  kardeşlerim ablaa Ekin çok güzel diyor ben ise bir an önce odaya gidip kızıma kavuşmak istiyordum. 

Odaya geçtikten kısa bir süre sonra Ekin'i getirdiler, acıkmıştı ağlıyordu, göğsüme bıraktıkları anda sustu bal kızım. 

Şimdi geriye dönüp baktığımda iyi ki çocuk doğurmaya karar vermişim, iyi ki annem  ve babamın  torun sevgisini tatmalarına kızkardeşlerimin teyze olmalarına vesile olmuşum, iyi ki eşim doğuma girmiş, iyi ki epidural istemişim, iyi ki Ekin bizi seçmiş diyorum.

Allah isteyen herkese çocuk sahibi olmayı nasip etsin,  Ekin'imle bize de sağlıklı mutlu huzurlu bir hayat versin. 

(Fotoğraflar Burçin Çobanoğlu)