11 Kasım 2013 Pazartesi

BEBEK ŞEKERİ VE HASTANE HAZIRLIKLARI

Bebek şekeri için öncelikle internette araştırma yaptım. Genelde modeller birbirine benziyordu. Pek çok sitede keçeden yapılmış hayvan figürleri, kuzular, bebekler var. Özgün birşeyler isterseniz ise tek bir şeker için 5.TL-6.-TL gibi hatta daha fazla rakamları gözden çıkarmak gerekiyor. 

Bir de Eminönü'ne gidip bakmak istedim. Eminönü'ne ve Havuzlu Han'a gittiğimde ordakilerin de bebekli, kundaklı, leylekli, bebek badili gibi hep birbirine benzeyen modeller olduğunu gördüm. Zamanınız dar ise ve hazır birşeyler isterseniz Eminönü ve Havuzlu Han'a bakabilirsiniz elbette. Ama ben istediğim modeli bulamayınca açıkçası vaktim de olduğundan kendim yapmaya karar verdim. 

Benim aklımda kuşlu birşeyler vardı, kuşlu bebek şekeri bulamayınca sade bir şeker hazırlayıp etiketinde kuş kullanmaya karar verdim. 

Anne kuş, baba kuş, bebek kuş temalı etiketleri grafik tasarımcıya çizdirttim. Etiketleri ozalitçide bastırtıp her birini teker teker kestim. 

Şekerleri koyduğum kalpli kutuyu, ağaç standı, puantiyeli kurdeleleri Havuzlu Han'daki Letizia isimli bebek şekeri ve malzemeleri satan biryerden aldım. İnternet sitesi http://letizya.com/0-2/seker-malzemeleri.aspx . 

İçi çikolata dolgulu badem şekerlerini, çikolata kaplı lokumları Eminönü'ndeki Elit Çikolata'dan aldım. 

Çubuklu şekerleri ve pembe puantiyeli minik cupcake kağıtlarını da yine Eminönü'nden aldım. Hazırlık aşamaları ve ortaya çıkan sonuç aşağıdaki gibi oldu, benim çok içime sindi açıkçası ve önemli olan da buydu. Umarım bebeğimi ziyarete gelen arkadaş ve tanıdıklarımız da beğenir :))











Kapı süsümüz de instagramda keşfettiğim cicişeylerdükkani ndan. Çok beğenerek yaptırdım ve sonuç çok içime sindi. Sadece kapı süsü yapmıyorlar kırlent, bez oyuncak, duvar panosu ve daha pek çok şey. Blog adresi http://ciciseylerdukkani.blogspot.com/

Benim siparişim sadece kapı süsü ile sınırlı kalmayacak. Blogun sahibesi Sümeyye Hanım çok yoğun bir dönemde olduğundan ben şimdilik en acil olan kapı süsünü yaptırdım ama sadece onunla sınırlı kalmayacak eminim :))



Artık hazırlıklarımız bitti, Ekin kızımı bekliyoruz. Buarada 37+1 olduk, yani 38. haftaya girdik, kızım her an doğabilirmiş, en küçücük bir ağrı ve sancıda beni stres alıyor. Acaba mı diye düşünüyorum. 


3 Kasım 2013 Pazar

HASTANE ÇANTASI

Bloga yazmayalı yine bayaa zaman olmuş. Kafamı çok karıştıran, hazır oluncaya kadar rahata eremediğim hastane çantası - daha doğrusu hastane valizi mi demeliydim :) Benimki bir valiz oldu -  yazısını yazmak istiyordum. Nihayet bilgisayarın başına oturabildim.

Bence doğumla ilgili en önemli hazırlık. Hani diğer şeyler hazır olmasa da bir gebenin hastane çantası hazır olmalı. Hazır olmasa bebek doğmayacak mı, doğacak elbet, özel hastaneler bebekle ilgili hastanede gerekli olacak birçok şeyi sağlıyor da ama işte yine de hamilenin hastane çantası hazır olmalı. Birşey gerek olduğunda kocanıza şu gerek gidip al vs. diyeceğinize herşeyi yanınıza alıp hastaneye gitmek rahatlık. En azından ben kocama şu gerekli diyip göndersem de gelene kadar aklım onda kalır, acaba doğru şeyi aldı mı, bulabilecek mi diye :)) 

Neyse hastane çantasında neler olmalı diye google araması yapınca pek çok blog ve forumlarda neler olması gerektiği çok rahat bulunabiliyor. Ben de blog ve forumlardan derleme yaparak kendime göre bir çanta hazırladım. 

Önce bebeğim için aldığım bütün kıyafetler ve kendim için aldığım gecelik, pijama, havlu vs. hepsini yıkayıp, ütüledik. Bu işler için annemin gelmesini bekliyordum, geçen hafta annem geldi ve  haftaiçi yıkama- işleri ile geçti.  



Yıkanan kıyafetler böyle tek tek ütülendi, hastaneye götürülecek olanlar ayrıldı, diğerleri de kızımın dolabına, şifonyerine yerleştirildi. 1 dakika ütü yaptıysak 2 dakika "ayyyy şuna bak minicik, oyy ne tatlı, bunları mı giyecek bebişko" gibi kendi kendimize bir sevmeler falan :)

Bebeğim için hastane çantasına şunları koydum: 1 takım hastane çıkış seti, 2 tane dış zıbın ve onların tamamlayıcısı için alt, 1 tane alt üst takım, 1 küçük havlu, ıslak mendil, 4-5 tane küçük mendil, önlük, 2-3 eldiven, 2-3 başlık, çorap, patik, yelek, 2 battaniye,  fotoğraf çekiminde kullanmak için toka ve saç bandı, göbek bağı bandı, pişik kremi

Kendim için : 1'i uzun kollu 2'si kısa kollu olmak üzere 3 gecelik, 1'i kısa kollu 1'i uzun kollu olmak üzere 2 pijama takımı, sabahlık, terlik, çorap, havlu, kişisel bakım ve hijyen ürünü, 1 emzirme sütyeni,1 emzirme atleti, kullan at ve normal iç çamaşırları,  göğüs ucu kremi, taç ekledim. 

Gecelik ve pijama takımını abarttım gibime geliyor, birkaç takım giyilmeden gelecek kesin ama benim huyumdur, tatile giderken de valizimi belki gerek olur belki giyerim diye tıka basa doldururum, birsürü kıyafet, takı toka götürür yarısını kullanmadan geri dönerim :) Hastane çantası da öyle oldu ama olsun nasılsa valizde yer vardı, hem doğumun normal mi sezeryan mı olacağı, hastanede kaç gün kalacağımız belli olmadığından fazla olsun eksik olmasın dedim. 

Maymunlu takım Carter's 
  2'li zıbın İdil Baby Mamino 



Fiyonklu hastane çıkışı Mothercare. Aslında bu hastane çıkışı dümdüz beyaz, ben onu biraz süslemek istedim ve fiyonklar yapıp diktim. Daha cici ve kız işi süslü bir takım oldu :) Kız dediğin süslü olur ama di mi :) 


Bunlar da kızımın saç bantları, hastanede fotoğraf çekiminde kullanılmak üzere çantaya eklendi

Benim gecelik ve pijamalarım ise;


Pembe minik kalpli pijama takımı C&A mağazasından

Gecelik Dagi mağazasından 
 Somon rengi mini mini puantiyeli gecelik Madame Coco mağazasından 

Fotoğraflarını çekmeyi unuttuğum 1 pijama takımı , 1 gecelik ve sabahlık var onlar da Suwen marka. Bunlar gibi daha gündelik değil de dantel detayı olan daha şık modeller. Fotoğraf çekiminde giyerim hem de gelen gidenleri daha şık karşılamak için alındı. Hastane sonrası giyer miyim bilmem :) 

Bebişimin takımlarını tokalarını da aşağıdaki gibi keselere koyduk 


Eveett "yangında ilk kurtarılacak" hastane çantam :) hazır ve nazır bekliyor içim rahat artık doğurabilirim :)



4 Ekim 2013 Cuma

EN UZUN TATİLİM

Yazmayalı 1 ay olmuş neredeyse. Bu döneme birkaç diyetisyen randevusu, doktor randevusu,bebeğimin mobilya alışverişi, bebek arabası alışverişini sığdırdık. 

Mobilyalar konusunda en başından beri nettim, ikeadan alacaktım. Öyle de oldu. 

Bebek arabası ise en kararsız kalınan konulardan birisiydi - Gerçi onunla yarışır duvar kağıdı ve perde meselesi var :)) Ona da değineceğim - Bebek arabasında istediklerim belliydi; çift taraflı olsun, doğumdan itibaren kullanılsın, çok hantal olmasın, görünüşü de güzel olsun.  Veee işte arabamız


Mamas & Papas Urbo. Aslında kırmızı rengini almayı düşünmüştüm (unisex olduğundan, bakarsınız 2. bebiş erkek olur o da kullanır diye :P ) ama aldığımız yerde yoktu, biz de krem rengini aldık. Çok mu kirlenir acaba tereddütleri de yaşadık ama nasıl olsa yıkanıyormuş, kirlenince yıkarız mis gibi olur. 

Ne diyordum kararsız kaldığım konulardan birisi de duvar kağıdı konusu. Şu kuşlu duvar kağıdını beğendim. 




Duvar kağıdını yaptırırsam bebeğimin yatağının olduğu duvara ve karşısındaki duvara yaptırmayı düşünüyorum. Pembe pembe bir oda olmasını istemiyorum, o yüzden perdeyi farklı bir renk yaptırsam diyorum. Önerisi olan ?

Zor işlermiş yahu, evlenirken koca bir evi döşedim bu kadar kararsız kalmamıştım ama bir tane minicik oda için onu mu yapsam bunu mu yapsam, onu mu alsam bunu mu alsam ...

Bir de benim ihtiyaçlarım var tabi, henüz şık ama çok abartılı olmayan bir lohusa geceliği bulamadım. Arayışlarım sürmekte. 

Başlık en uzun tatilim ben konudan konuya atlamışım. Neyse gelelim asıl konuya. Pazartesi itibariyle 32+1 oluyorum ve doğum iznine ayrılıyorum. Ücretsiz iznimi de kullanacağım. 8 senedir temposu yoğum bir işte çalıştığım düşünülürse gerçekten tatil gibi gelecek bana bu dönem. Bebeğimle ilgileneceğim, onun ilklerine şahit olacağım.

Yazarken bile heyecanlanıyorum. Bebeğim az kaldı kavuşmamıza.İnşallah sağlıklı ve güzel bir şekilde kavuşacağız birbirimize



6 Eylül 2013 Cuma

ZAMAN DARALIRKEN (28. HAFTA)

Bugün itibariyle hamileliğimin 27 hafta 5. gününü yaşıyorum. Yani 27+5 'teyim. 

Off daha çok zaman var, günler geçecek mi derken şimdi de beni bir telaş aldı. Yapılacak o kadar çok iş ve alınacak o kadar çok şey var ki sanki hiçbirisi yetişmeyecekmiş de bebeğim doğucakmış gibime geliyor,  beni bir telaş alıyor. Tabii bir de şuaralar iyiyim, gittikçe ağırlaşıp yürüyecek halim falan kalmazsa diye sonraya bırakmak da istemiyorum, şimdi bile geçen haftalara nazaran daha çabuk yorulmaktayım. Daha bunun 30 küsürlü haftaları var :( 

İşler güçler derken;

  • Bebek şekeri malzemeleri alınacak, çizimler yapılıp/yaptırılıp ozalitçide bebek şekerlerinin etiketleri bastırılacak (öncesinde çizime kesin karar vermem gerek), baskı ve malzeme alımından sonra bebek şekerleri hazırlanacak. 
  • Bebek odasına mobilya, halı,lamba, perde alınacak, duvar kağıdına karar verilip duvar kağıdı yaptırılacak 
  • Hastane çantası için gerekli yada belki de bir çoğu gerekli bile  olmayacak ıvır zıvır, hastane çıkışı seti, gecelik ve daha başka zibilyon tane şey alınacak 
  • Bebek arabası alınacak
  • Doğum fotoğrafçısı belirlenecek, rezervasyon vs. yaptırılacak 
  • Hastane odası kapı süsü yaptırılacak 
  • Alınan ve alınacak kıyafetler yıkanacak, ütülenecek

Görüldüğü üzere yapılacak/yaptırılacaklar ve  alınacaklar listesi  uzayıp gitmekte. Telaşlanmakta haklıyım yani :) 

Bütün bunlar için önce internette araştırma yapmak gerekiyor. Hadi onu ben oturduğum yerde yapıyorum işyerindeyken ve evdeyken ama  tabii bir de gidip yerinde araştırma gerekmekte ki işte bu noktada elim kolum bağlı kalıyor, eşime muhtacım. Çünkü onun beni arabayla götürmesi gerekiyor. 

İkimiz de çalıştığımız için (gerçi benim 4 haftam kaldı) birçok iş haftasonuna kalıyor. Tam aksilik bu ki; eşimin kafasını kaşıyacak zamanı yok buaralar işler, projelerden dolayı. Haftasonu bile.

Neyse sakin olmaya çalışalım stres yapmayalım :) stres de şekeri yükselten faktörlerden birisi. 

Şeker demişken geçen 2 hafta boyunca hergün 1 öğünde 3 defa olmak üzere şekerimi ölçtüm, parmaklarım iğnelerden dolayı delik deşik oldu. Değerlerim iyi çıkıyor. Şekerim düşüyor. Diyetisyen de şeker ölçümlerimi ve yediğim içtiğimi yazdığım beslenme listesini kontrol etti, değerlerimi beğendi, beslenme konusundaki gayretimi ve programlı oluşumu takdir etti. Tabii şunu şöyle yapalım bunu yanlış yapmışız dediği şeyler de oldu. 

Eşim de bu konuda gözümü açtırmıyor, çok sıkı tutuyor işi :) bazen kendimi mutsuz hissediyorum yasaklarla yaşamaktan dolayı, hamilelik insanın  kendini şımartacağı bir dönem değil mi?  canımın istediğini yiyemiyorum o yasak bu yasak diye isyan ettiğim de oluyor, hatta hormonların etkisinden ağladığım da. Sonra düşünüp bu kısa bir süreç ve bebiş için katlanmalısın diye kendimi teselli ediyorum.

Buaralar durumlar budur bizde. 

Sizler bebek odası mobilyası, hastane çantası, fotoğrafçı vs. konularında ne tavsiye edersiniz? Ben şunu yaptım şunu aldım çok memnunum ya da çok pişmanım, şunu aldım ama hiç gerek yokmuş, mutlaka almalısın dediğiniz şeyler var mı tecrübeli anneler :)

 Sevgiler 














26 Ağustos 2013 Pazartesi

ŞEKER YÜKLEME TESTİ (26. HAFTA)

Tatil dönüşü olan 26. haftada şeker yükleme testi vardı. Gitmeden önce o şekerli suyu nasıl içeceğim, ya içemezsem diye düşünüp durdum. Hatta yanıma 1 limon aldım, hemşire izin verirse suyun içine sıkmak için. Bu şekilde daha rahat içeceğimi düşündüm.

Neyse şeker yüklemesi yapıldı, limona gerek kalmadı hemşire içine limon da sıktığını söyledi, çok rahat içtim suyu, tadı limonataya benziyordu. 

1 saat ve 2 saat sonrasında kanım alındı şekerim ölçüldü. 1. saatlik süreçte biraz kötü oldum, midem bulandı bir halsizlik ve baygınlık hissi oldu bende. Dayanmaya çalıştım ve testi tamamladık. 

Sonuçlar tarafıma ulaştığında doktoruma gönderdim, bu arada ben de internetten biraz araştırma yapıp kendi değerlerim ile kıyasladım, bir gariplik olduğunu anladım. Doktorum değerlerde anormallikler olduğunu, bende gebelik şekeri olduğunu ve bir diyetisyenle görüşüp beslenme programı alıp şekerimin takip edileceğini söyledi. Aynı gün hemen diyetisyenden randevu aldım, bana bir beslenme programı hazırladı. Aynı zamanda hemşiresi de şekerimi nasıl ölçeceğimi anlattı.

Şeker konusunda kendimi suçlamadım desem yalan olur. Şekerli şeylerle pek aram yoktur . Hamilelikten önce pek yemezdim hamileyken de tatlı , pasta vs. yemedim pek. Neden oldu ki, tatilde yediğim börekler mi , ,incirler mi, makarna mı yaptı acaba?  Keşke yemeseydim diyip durdum. Ama yenilip içilenle de birebir ilişkili değilmiş. 



Birkaç gündür hem beslenme programını uygulayıp hem de şekerimi ölçüyorum, şimdilik değerler güzel. Yalnız beslenme programı beni biraz zorluyor açıkçası, evden işe yemek taşıyorum, işten eve gidince yemek yiyip hemen ertesi gün yiyeceğimi hazırlıyorum. Şeker ölçümünün saati de bazen yolda olduğum saatlere denk geliyor artık deniz otobüsünde falan ölçüyorum. 

Herşey miniğim için. Ona birşey olmasın, sağlıkla doğsun diye herşeye katlanıyorum.

Miniğim demişken haftasonu ultrasonda bebeğimi gördüm, minik kızım büyüyor. Çok güzel ya da bana öyle geliyor :)) Durup durup fotoğrafına bakıyorum :)



Bebeğim 1 kg 15 gr olmuş, gelişimi haftasına göre 1 hafta önde. Erken mi doğar acaba diye düşünüyorum. Şekerden dolayı karın çevresi haftasına göre 2 hafta önde, bu kötü birşey tabi :( Doktor yediklerime içtiklerime dikkat edersem ve şekerim düşerse normale döneceğini söylüyor. Şekerim düşmezse oluşabilecek risklerden bahsetti. Bunlar beni korkuttu açıkçası. O sebepten maximum dikkat ile devam ediyorum günlerime. 

İyi düşünmeye çalışıyorum. 

(19-24 Ağustos 2013) 





22 Ağustos 2013 Perşembe

TATİLİN ARDINDAN


"Sayılı gün çabuk geçer" diye çok doğru demiş büyüklerimiz. 2 haftalık tatil de bitti gitti. Hatta neredeyse 1 hafta olacak tatilden döneli ama tatil yazısını ancak yazabiliyorum. 

Tatil insanı sıkar mı? Valla son haftanın ortasına doğru sıkılmadım desem yalan olur. İznimi genelde  1'er hafta aldığımdan ve üniversiteyi bitirdikten sonra hiç 10 günden fazla tatil yapmadığımdan 2 haftalık tatile bünye alışmadı :) Evimi özledim. Bir de sanırım hamilelik nedeniyle gönlümce güneşlenemediğimden, denizde akrobatik hareketler dalma denemeleri gerçekleştiremediğimden, güneşe maruz kalmayayım diye denize 15:30-16:00'a doğru ancak gittiğimden ve daha çok evde takıldığımdan, denize girdiğimde de 20 dakika içerisinde yorulduğum için ya da deniz soğuk diye denizden çıktığımdan, tekne turuna çıkamadığımdan kısacası hareketlerim biraz kısıtlandığından açıkçası son hafta birazcık sıkıldım ve uzun geldi tatil bana. 

Gelelim tatile; tatilde geçen sene olduğu gibi Ayvalık'ı seçtik. Annem, babam, küçük kızkardeşim, diğer kızkardeşim, eşi ve  eşim olmak üzere  toplam 7 kişiydik. Geçen yılki kadro. Geçen yıl da olduğu gibi  evde kaldık. 

Açıkçası normalde üst üste aynı yere gitmektense farklı bir yere gitmeyi, farklı yerler görmeyi tercih ederim. Hamile olmasam Ölüdeniz, Fethiye taraflarına gitmek isterdim. Ancak kardeşim ve ben hamile olduğumuz için çok uzak bir yerler olmasın istedik, malum yolculuk insanı yoruyor. E denize girilecek çok uzak olmayan, denizini suyunu bildiğimiz yer de Ayvalık olunca Ayvalık Sarımsaklı'da karar kılındı. 

Genel anlamda tatil güzeldi, denize girmek yüzmek  beni çok rahatlattı ve sırt ağrılarım hiç olmadı, ailemle ve kardeşlerimle uzun süre vakit geçirdim. Deniz biraz daha sıcak olsa çok daha güzel olacaktı. Sarımsaklı'nın denizini bilen bilir soğuktur. Oranın sakinlerinden öğrendiğimiz kadarıyla Ağustos sonu ve Eylül'de su daha ılık oluyormuş, Ağustos sonu Eylül tatil için geç. Yaz bitmiş oluyor yani :) 

Tatilde uzun uzun kahvaltı yaptım. En sevdiğim öğün kahvaltıdır. Kahvaltılık çeşidi bol  bir sofrada ve kalabalık aileyle kahvaltı yapınca tatilde kilo aldım. Ama hep babam yoldan çıkardı beni, sabahları börek alıp geliyor o almazsa annem börek yapıyor. Kızartma, börek vs. Ben kilo almayayım da ne yapayım :) Dikkate etmeye çalıştıysam da + kilo ile dönmek kaçınılmaz oldu. 

Tatil miniğime de yaradı, bir hareketlenmeler, bir kıpır kıpırlıklar.  Denizden çıktığım anda hareketlenmeler başlıyordu, o da sevdi bence yüzmeyi :) 

Tatil fotoğraflarıyla başbaşa bırakayım sizi





Tatilde ne giydim fotoğrafları :) 





Miniğe birşey almadan duramadım yine :) Bu ciciler Ayvalık Kipa'dan 





Ayvalık'a gidip de tostçular çarşısında ayvalık tostu (ilkinde Avşar Büfe'den yedim, bu ise Mesut büfenin tostu, ikisi de aynıydı bence) , Güler Tatlıhanesi'nde sakızlı kurabiye yemeden olmaz. E ben de yedim :) 

Evet bir tatil de böyle geçti. Tatil bitti diye üzülmüyorum çünkü Ekim'in ilk haftasından itibaren doğum iznine ayrılacağım ve uzun süre evde olacağım. Benim için bir nevi tatil. Şimdi tatil gibi görüyorum ama bakalım miniğim doğunca da öyle gelecek mi :)

Sizin tatiliniz de güzel geçmiştir umarım.




3 Ağustos 2013 Cumartesi

TATİL



Bu yazıyı yazdıktan birkaç saat sonra Ayvalık'a doğru yola çıkmış olacağız. 

14 gün boyunca bol bol dinleneceğim,  denize gireceğim.

2 kişilik aile olarak son tatilimiz. Gelecek yılki tatilimizi iple çekiyorum. 

Sizin ilk bebekli tatiliniz nasıldı? Elbette  zorlukları vardır ama bir o kadar da keyiflidir değil mi 


Herkese iyi bayramlar iyi tatiller :)

(Fotoğraf internetten alıntıdır)



29 Temmuz 2013 Pazartesi

İLETİŞİM


Nedense son 2 gündür birden patt diye acıktığımı hissediyorum, midem kazınıyor  ve sanki birkaç dakika içinde birşeyler yemezsem bayılacakmışım hissine kapılıyorum. 

İşte o anlarda birden pattt diye acıkan sanırım sadece ben değilmişim. Çünkü bu sabah ve öğlen çok acıktığımı hissettiğim anda soldan soldan tekmelendiğimi hissettim. 

Miniğim tekmeleriyle bana komut verip "hadi anneee birşeyler ye, ben de acıktım" demeye çalışıyor galiba.

Bu iletişimi sevdim :) 



26 Temmuz 2013 Cuma

ÇATLAK MESELESİ

Çatlak meselesi hamilelikten önce de kafamı kurcalayan bir konuydu. Hamile kalınca ise göbeğim çıkmaya başlayınca hemen krem, yağ kullanmalıyım diye düşündürten hamileliğimin en önemli meselesi haline geldi.  Bunda sanırım annemin göbeğindeki oldukça fazla çatlakları görmemin etkisi büyük. 

Annem dünyaya şuan 3'ü yaşayan 4 çocuk getirmiş. Onun göbeğindeki çatlakları görüp  "ayyy anne benimki de çatlar mı" diye her soruşumda annemin cevabı "ben 4 çocuk doğurdum krem, yağ mı vardı eskiden benim yerimde kim olsa çatlardı göbeği " şeklinde oldu. Bunu beni rahatlatmak için mi söylüyor yoksa göbeğine ve çatlaklarına karşı tepkimden dolayı savunma psikolojisiyle mi anlamış değilim :))

Ben çatlak için ne mi yapıyorum: 


Çatlak için bunları kullanıyorum. 

  • Burt's Bees Mama Bee yağı hamile kalmadan önce Amerika'daki arkadaşıma aldırmıştım. Kokusunu sevdim limon kokulu, yağ olduğundan sürümü kolay ama ben yağ formunda olanları vıcık vıcık yapısından dolayı sevmiyorum. Ürünle ilgili yorumlar güzel olduğundan kullanıyorum
  • Bio-Oil de yağ formunda, sürümü kolay fiyatı uygun. 2.'yi aldım bile, bocalıyorum göbeğime 
  • Bepanthol krem ile ilgili hiçbir fikrim yoktu önceden. Eczanede yağ formunda olmayan çatlak için birşey yok mu diye sorduğumda eczacı önerdi. Krem olması hoşuma gidiyor ama bunun da pompasını sevmedim. Çünkü pompaya bastırınca krem kenarlara çok fazla bulaşıyor, yayılıyor. Pompasını değiştirmeliler, onun dışında ürün güzel. 
Şimdilik çatlağım yok. Tabi olmayacağı anlamına gelmiyor, özellikle çatlak genetikle ilgili annede varsa kızında da oluyor şeklindeki yorumları okuyunca kendimi çatlayacağım gerçeğine alıştırdım. 

Krem ve yağ dışında bol bol su içiyorum, yaz mevsimi olmasından ve hamilelikle birlikte sürekli içim yanıp canım soğuk birşeyler içmek istediğinden kendimi zorlamadan bol bol su içmiş oluyorum.

İnternetteki ve forumlardaki olumlu yorumlardan dolayı Lierac da eklenecek kullandığım ürünlere. 

Siz neler kullandınız/kullanıyorsunuz  ve memnun kaldınız mı?




24 Temmuz 2013 Çarşamba

NE GİYİYORUM

Hamilelikte sanırım en büyük problemlerden birisi güzel hamile kıyafetleri bulamamak. Hamile modasına eğilen firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. En azından ben sadece birkaç markayı biliyorum.

Onların da kataloglarına, internet sitelerine baktığımda nedense hiç içime sinen " aaa ne güzelmiş"  dediğim kıyafetler olmadı. Bir de kıyafetler sanki çok büyük gibi geldi bana. 

Ben ne mi giyiyorum ? Elbise. 

Elbise giymeyi önceden de severdim ama hamile olunca daha bir sevdim elbiseleri, çünkü tek bir parçayı geçiriyorsun üzerine, altına sandalet, ayakkabı, espadril vs. bir de çanta hoopp hazırsın. 

Çalışan kadın olmasaydım da daha çok şort - tişört , tayt-tişört şeklinde geçiştirirdim diye düşünüyorum. 

Şimdiye kadar (22. haftadayım) hiç hamile kıyafeti almadım, bir müddet daha önce giydiğim elbiselerimi giydim, zaten kesimi ve modeli uygunsa bir süre idare ediyorlar. Alttaki kırmızı elbiseyi hamilelikten önce de giyiniyordum, hala da giyiniyorum. Fotoğraf 21. haftaya ait ama bundan sonra giyemeyebilirim.


                                                        (21. haftada ben) 

Onun dışında yeni aldığım elbiselerimi de ilerleyen gebelik haftalarını düşünerek daha önce kıyafet aldığım markaların  s beden m bedenlerinden seçiyorum. Tabii yine elbisenin modeline göre değişiyor. Hamilelikten önce xs ,34,36 beden giydiğimden m beden baya bir süre idare ediyor/edecek.  Ama tişörtlerde L bedene çıktığım oluyor, göbek faktöründen dolayı :) göbek yukarı çektiğinden tişört kısa kalıyor L beden ancak kurtarıyor :))



(20. haftada ben) 




                                                               (18. haftada ben) 




                                                              (17. haftada ben) 


Şimdilik kıyafet sıkıntısı çekmedim ama daha yol uzun ve şuan yaz olduğundan yazlık elbiselerde alternatif çok, hamileliğin sonlarına doğru bakalım neler giyeceğim :) 

Bir de mayo, bikini olayı var. 1.5 hafta sonra tatile gideceğimden kendime bir hamile mayosu edinmeliyim diye düşünerek asos online alışveriş sitesinden 2 tane hamile mayosu sipariş ettim. Merakla bekliyorum bakalım bana olacak mı kalitesi nasıldır diye. Siparişim geldiğinde yorumlarımı paylaşacağım. 

Mayolar şöyle;

                                                   


Bekleyelim görelim :))

Not: Fotoğrafları kendim çektiğimden kusuruna bakmayın ;)


(24.07.2013)  




22 Temmuz 2013 Pazartesi

SÜRPRİZ

20 Haziran'da kontrolümüz vardı yine, detaylı ultrason için. Şimdilik herşey yolunda ama kalp ve beyinciği için erken haftalar olduğu için bir sonraki randevuda incelenecek onlar. 

Doktoruma geçen defa %95 demiştiniz cinsiyet için şimdi ne görünüyor diye sorduğumda geçen defa ne demiştim diye sordu. Erkek demiştiniz diyince %100 kız dedi.  

Şok şok şok, bebekle ilgili soracağım şeyler varsa da unuttum, sürekli olarak gerçekten mi ?  şaka mı yapıyorsunuz ? gerçekten kız mı? diye tepkiler verdim.  

Ya kıyafet falan alacağım odasını yapacağım doğruyu söyleyin diyince erkek olursa gelin  bütün masraflar benden  dedi :) 

Eşim en başından inandı da ben bir türlü ikna olamadım, doktorun odasına geçtiğimde hala gerçekten mi diye soruyordum. 

Doktora sormasam söylemeyecekti belki de, ya doğuma kadar erkek sansaydım ve kız doğsaydı :) İşte ozaman daha büyük şok olurdum.

E biz bir aydır Can bebe diye seviyorduk bebişi şimdi ne diyecektik, eveettt en büyük sorun bu, bebeğin ismi ne olacak onu ne diye seveceğiz :) Bir boşluğa düşmüştüm sanki bebeğin ismi ne olacak :)

Kardeşlerime sms gönderdim bizim bebek kızmış diye, tabii ki inanmadılar. Arada ufak  minicik kandırmacalar yaptığımdan mı ya da ihtimal vermediklerinden mi bilmiyorum ama ilk etapta inanmadılar. Yalnız küçük kardeşim çok çok sevindi, demek ki kız yeğen istiyormuş da haberimiz yokmuş . 

Annem aradı nasıl geçti kontrol diye iyi herşey yolunda ama bir sürpriz var dedim, ikiz mi yoksa diye sordu o da :) Yok tek ama bebek kızmış diyince o da şaşırdı. 

Aslında normalmiş bu şekilde yanılmalar olabiliyormuş, bir de bizim cinsiyet tahmini zaten çok erken olmuştu. Bizimkiler emin olmak için başka bir doktora daha git diyorlar ama bence gerek yok, çünkü eşim de ultrasonda bebek kızdı diyor. 

Kısacası bizim bebek şakacı minik çıktı :) Sağlıklı olsun da gerisi hiiççç önemli değil. Doktorum neden folik asit vermedi? Ya bebeğimde sakatlık veya sorun olursa diye hıçkıra hıçkıra ağlayan bendim birkaç hafta önce. Gerçekten en önemlisi sağlıklı olması gerisi hiç önemli değil 

Şimdi çok işimiz var, çünkü bebeğime isim bulmam lazım :)

Aaaa buarada ben teyze oluyorum :) Bebeğime kuzen geliyor. Kardeş kardeş büyüyecekler inşallah. Kardeşimle ard arda evlendik şimdi de ard arda anne ve teyze olacağız. Heyyoo 

(20.05.2013) 






21 Temmuz 2013 Pazar

TİRİLYE (17. HAFTA)

12.06.2013 bizim 3. evlilik yıldönümümüzdü. Haftaiçine denk geldiğinden pek birşey yapamadık ama haftasonu için yakın bir yerlere kaçış için planı vardı aklımızda.

Abant mı, Sapanca mı olsun derken Abant bana biraz uzak geldi, Sapanca da zaten daha önce gittiğimiz bir yerdi. Derken aklıma Tirilye geldi biraz araştırdım hoşuma gitti hatta oteli bile kafamda ayarladım. Eşimle de paylaşınca onun da hoşuna gitti Tirilye'ye gitmek Trilyalı Otel'de http://www.trilyali.com/ konaklamaya karar verdik.


Amaç hem evlilik yıldönümüzü kutlamak hem de azıcık da olsa gündemden uzaklaşıp huzur bulmaktı.



Tirilye, Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı Marmara Denizi kıyısında yer alan ufak bir belde. Zeytinbağı diye de anılıyor, hatta bir ara resmi adı Zeytinbağı imiş sonra Tirilye olarak değiştirilmiş.

Zeytinbağı isminden de anlaşılacağı üzere hem Tirilye'de hem de Mudanya Tirilye arasındaki yol üzerinde pek çok zeytin ağaçları yer alıyor.

Fotoğraflarla Tirilye ve Trilyalı Otel'e bir yolculuk yapalım. 

Önce Tirilye




Bunlar da Trilyalı Otel'den 












(Yatağıma yatınca gördüğüm manzara ) 



Trilyalı Otel bir butik otel. Konaklama şekli oda- kahvaltı. Otelin konumu, dekorasyonu, odalarını çok beğendim. Kahvaltısı da gayet iyiydi. Tirilye'ye gideceklere kesinlikle tavsiye ederim. 

Kahvaltı demişken kahvaltı da çok tatlı bir bebek vardı, ismi Can. Biz de bebeğimize Toprak, Rüzgar ve Can seçeneklerinin arasından Can ismini seçtik. Hatta cinsiyetini öğrendiğimiz haftadan itibaren göbeğimi Can diye seviyoruz. Can bebe napıyor, Can bebe şöyle Can bebe böyle :) 


Bizim bebeğimiz de oteldeki Can bebek kadar tatlı olacak bence :) 


(15.06.2013, 16.06.2013 ) 

19 Temmuz 2013 Cuma

CİCİLER CİCİLER (13. HAFTA)

13. hafta başında doktor kontrolümüz vardı, yaklaşık 5 haftadır bebişi görmediğimizden ne kadar büyüdü, nasıl görünüyor merak ediyordum.


Bu defa 3 kişi ziyarete gidiyoruz bebişi ultrasonda izlemeye, annem de bizimle, torununu görecek. 

Hepimiz heyecanla izledik ekranda ay şurası kolu mu burası neresi acaba, kıpır kıpır da gibi yorumlarla. 

Doktorumun yanında Amerika'dan gelmiş genç bir kadın doğum doktoru da var, doktor ultrasonda gezinirken Amerika'lı doktor "oww it'a a boy" diyince eşimle hemen birbirimize baktık, ardından doktorum da evet bir erkek dedi. 

Aslında cinsiyetini öğreneceğimizi tahmin etmiyorduk sürpriz oldu. Doktor %95 erkek 1 ay sonra daha da netleşir hemen mavilere sarılmayın dedi :)) Heheh %95 bize göre %100 demek. 

Doktordan çıkınca aklımıza kim geldiyse aradık, önce minişimin teyzeleri, babaannesi, babam derken bir bakmışım halam, teyzem, yengem hepsine söylemişiz :)) 

Bu hafta biraz alışveriş yaptık, %95 erkek dense de (aslında bize göre %100 erkek ) yine de unisex şeyler almaya çalıştık ama sanki bazısı biraz erkek bebiş kıyafeti 







Bebek kıyafeti almak çok zevkli birşey, bakarken kendimi kaybediyorum "ayyy şuna bak minicik ayyy şu ne güzel" 





Bir de kitap aldım, bebek bakımı ile ilgili, baya detaylı bir kitap. Bebek nasıl yıkanır, gazı nasıl çıkarılır, kıyafetleri nasıl giydirilir gibi gibi çok gerekli bilgiler içeriyor. 

Dersime iyi çalışmam lazım :) Kitaptan okumayla olacak şeyler mi bakalım göreceğiz yaklaşık 28 hafta sonra.

(20.05.2013)